Bediüzzamn rumi 1293 tarihinde, Bitlis’in Hizan kazasının İsparit nahiyesinin, Nurs köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Mirza efendi, annesi Nuriye hanımdır. Toplamda 7 kardeş olup, 3 kız, 3 erkek, kendisi de dördüncü kardeştir. Küçük yaşta itibaren ilim tahsiline başlamış, ilk hocası da abisi Molla Abdullah’tır. 9 yaşından itibaren şarkın mühim ulemasından ders almıştır. Bunlardan bazıları Seyid Nur Muhammed, Şeyh Abdurrahman-ıTaği, Şeyh Fehim, Şeyh Mehmed Kührevi, Ulemadan Şeyh Emin, Şeyh Fethullah, Molla Fethullah ve Şeyh Mehmet Celali Hazretleridir. Farklı zevattan ders almış olup, o zamanın medrese ilimlerine haiz olup genç yaşında ilmi mülahazalarda bulunmuştur. Latif bir hatıra: Hatta bir gün Miran aşireti reisi Mustafa Paşaya gidip onu irşat etmek ister. Bundan önce bir olay olur. Rüyasında Abdulkadir-i Geylani’yi görür. Abdülkadir-i Geylani ona: ‘’Molla Said, Git, Miran aşireti reisi Mustafa Paşayı namaza, niyaza davet et, itiraz ederse öldür’’, der. O da gider Mustafa Paşaya. Mustafa Paşa sorar: ‘’Niçin geldin?’’ Molla Said: ‘’Seni namaza, niyaza çağırmaya geldim’’, der. ‘’Başlamazsan seni öldüreceğim’’, der. Mustafa Paşa bir şartla kabul eder. ‘’Benim Cezire’de alimlerim var. Onları ilzam edersen kabul ederim’’, der. Cezire’ye giderler. Molla Said biraz istirahat etmek ister. Uyandığında alimlerin etrafında hazır olduğunu görür. Münazara başlamadan önce çay içerler. O sırada Molla Said’in şöhretini duydukları için, hayran hayran Molla Said’e bakarlar. O esnada Molla Said kendi çayı ile beraber, karşısındakilerin çayını da içer. Alimler şaşkın şaşkın Molla Said’i izler. Bu olay karşısında Mustafa Paşa: ‘’Ben alim değilim ama Molla Said alt edemeyeceğinizi biliyorum. Çünkü hayretinizden önünüzdeki çayı bile içmeyi unuttunuz. O sizin önündekileri de içti.’’, demiştir. Molla Said’in ilmi şöhreti şarkın her yerinde yayılmıştı. Buna benzer hayatında çok ilmi münazaraları olmuştur. Van valisi Tahir Paşa’nın ilme ziyade muhabbeti olması dolayısıyla genç yasta Molla Said Van’a gider. O sıralar 20’li yaşlarda idi. O arada her gece ilmi müzakereler olurdu. Mesela bir gün Cebir, diğer gün Kimya vs. ilmi hayatı devam etmiştir. Sonraki dönemlerde de birçok ilmi meselelerde görüş bildirmiştir. Genç yaşta siyasete de temas etmiştir. İstanbul’a gelerek şark vilayetlerinde de eğitim ve öğretime dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamış ve siyasi hayatla ilgili de tavsiyede bulunmuştur. İstanbul’da kaldığı odanın kapısının girişinde şöyle bir yazı yazmıştır: ‘’Burada her müşkil haledilir, her suale cevap verilir. Fakat, sual sorulmaz.’’ İstanbul’da grup grup gelen ulemanın suallerini cevaplamıştır. Daha sonra 31 Mart hadisesi dolayısıyla yargılanıp beraat etmiştir. İstanbul’dan Vana dönmüştür. Van’da iken 1. Cihan Harbi başlamış, talebeleriyle savaşa katılmış, çok talebelerini şehid verdikten sonra, esir düşmüştü. İki buçuk sene Sibirya, Kosturma bölgesinde esir kalmıştır. Sonra esir kampından firar etmiştir. Esir kampında iken bir hadise vukua gelmiştir. O da: Rus başkumandanı esirleri ziyaret ettiğinde Molla Said ayağa kalkmaz. Bu sefer tekrar geçer önünden, yine kalkmaz. Başkumandan sorar: ‘’Beni tanımadınız galiba?’’ Molla Said cevap verir: ‘’Tanıdım. Nikola Nikolaviç.’’ der. ‘’ O zaman Rus çarına ve Rus ordusuna hakaret ettiniz’’ der başkumandan. Bediüzzaman: ‘’Ben Müslüman alimiyim, imanli bir kimse Cenab-ı Hakkı tanımayan bir adamdan üstündür. Ben sana kıyam etmem.’’

Bunun üzerine Bediüzzaman Divan-ı Harbe verilir. Arkadaşlar özür dileyiniz dese de, Bediüzzaman: ‘’Bunların idam kararı, benim ebedi aleme seyahat etmem için pasaport hükmündedir’’ diye ehemmiyet vermez. İdamına karar verilir. Hüküm infaz edileceği vakit namaz kılmak için müsaade ister. Tam namazını eda ederken, Rus kumandanı gelerek özür diler: ‘’ve o harekettiniz mukaddesatınıza olan bağlılıktan ileri geldiğine kanaat getirdim’’ der. ‘’Rica ederim beni affediniz’’ diyerek verilen idam hükmünü geri kaldırır. Kamptan firar edip Varşova, Avusturya, Almanya üzerinden İstanbul’a gelmiştir. İstanbul’a geldiğinde medrese talebeleri, hocalar, alimler ve büyük bir halk kalabalığı karşılamıştır. İstanbul’da iken Bediüzzaman Dar’ül Hikmet’ül İslamiyye (Yüksek İslam Şurası – Danışma Meclisi. 1918- 1922 yıllar arası faaliyet göstermiştir) azalığına seçilmiştir. Bu mecliste o zamanın alim ve fazıl insanları vardı: Mehmet Akifler, İzmirli İsmail Hakkı, Mustafa Sabri Efendi gibi devrin fazıl ve alim insanlarından teşekkül etmiş bir meclis olup, Bediüzzaman da bu kurulun azalarından idi. İstanbul’daki hayatında iken de bazı eserler neşretmiştir. Esaretten gelen yorgunlukla beraber İstanbul’dan ayrılarak Van’a gider. Van’da münzevi bir hayat sürerken, 1925 Şeyh Said isyanı dolyısıyla ne kadar nüfuzlu insan, aşiret ağası, alim varsa batıya sürgün edilir. Bediüzzaman da bunlardan biridir. Bediüzzaman, Burdur’da bir yıla yakın kalmış olup, oradan Isparta’ya, Isparta’dan bir köyü olan Barla’ya gönderilir. 1926’dan 1934’e kadar Barla’da kalan Bediüzzaman, burada Risale-i Nur telifine başlamış ve çoğu el yazma Risale-i Nurlar burada yazılmaya başlanmıştır. Tekrar 1934’te Isparta’ya getirilen Bediüzzaman, bir seneye yakın burada kalıp, 1935’te Eskişehir hapsine gönderilir. Suç mevzuu Risale-i Nur eserlerini telif edip, yazdırmak olup, talebeleriyle Eskişehir hapishanesinde 11 ay yattıktan sonra Mart 1936 da ikinci uzun bir sürgün yeri olan Kastamonuya gönderilir. Burada da Risale-i Nurların telif ve neşriyle meşgul olan Bediüzzaman, tekrar ikinci bir Medrese-i Yusufiye olan Denizli hapsine gönderilir. Bu güzergahta önce Ankara, sonra Isparta (yaklaşık bir ay), Isparta hapishanesinden Denizli hapishanesine gönderilir. Denizli de 9 ay hapis yattıktan sonra, serbest bırakılan Bediüzzaman, 1944 tarihinde Afyon Emirdağ kasabasında gönderilir. Tekrar 1948 tarihinde 15 talebesiyle üçüncü medres-i Yusufiye olan Afyon hapishanesine götürülür. Tam 20 ay hapis kaldıktan sonra 20 Eylül 1949’da tahliye olur. Bediüzzaman’a isnad edilen suçlardan beraat etmiştir. Tekrar tahliyden sonra Emirdağ’ına ikamete mecbur edilmiştir. Burada kalırken Eskişehir ve Isparta’ya gitmiş, Gençlik Rehberi mahkemesi için İstanbul’a gelmiş (1952). Bir müddet İstanbul’da mahkeme için kaldıktan sonra, tekrar Emirdağ’ına dönmüştür. Daha sonra Samsun’da açılan bir mahkeme için tekrar İstanbul’a gelmiş (Nisan 1953), fakat rahatsızlanınca İstanbul’da Vakıf Guraba hastanesinden; ne karadan, ne denizden, ne havadan seyahat yapamaz diye rapor verildiği için Samsun’a gitmemiştir. Bu gelişinde İstanbul’da 3 ay kalmıştır. İstanbul’da çeşitli ziyaretler yapmıştır. Tekrar Emirdağ’a dönmüştür. Bundan sonraki hayat safahatında (1953 yılından itibaren) Emirdağ, Eğridir ve Isparta’ya gidip gelirdi. Rahatsızlığı münasebetiyle bir yerin havasıyla çok alakadar olmadığı için, sık sık yer değiştiriyordu. Bu hal 1960’a kadar sık sık seyahat ederek devam etti. Gittiği yerlerdeki arkadaşlarla ve kardeşleriyle görüşürdü. En son Urfay’a seyahat etmiş, şiddetli rahatsızlığı dolayısıyla 23 Mart 1960 tarihinde Urfa’da vefat etmiştir.
Not: Daha geniş bilgi almak isteyen Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatını anlatan Tarihçe-i Hayat eserine müracaat edebilir.

SAİD-İ NURSİ HAYATI

timeline_pre_loader

1877

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin, Sofi Mirza Efendi ve Nuriye Hanım’ın 4. çocukları olarak

1885

İlk tahsil için köyden ayrılması

1886

Arabi İlmin Temeli Olan Gramere Başlamsı

1891

Rüyada Umum Enbiya İle Görüşmesi

1892

Hocası Molla Fetullah ile Muhaveresi Bediüzzaman ünvanı verilmesi Molla Ahmed Hani nin Kubbe-i saadetlerine kapanması

1893

Şeyh Emin Efendi ile Muhaveresi

1894

Karınca Hadisesi, ve Kel Mustafa Paşa ile Meselesi, Kamusu Okyanusu Hıfzetmesi

1895

İlk hayati Siyasiyeye Başlaması/Mardin

1896

Şeyh Muhammed Küfrevinin Vefatı

1897

Vali Hasan Paşa’nın daveti üzerine Van’a gidişi. Müsbet ilimleri tetkik edip kısa zamanda her birisine vâkıf olması. “Bediüzzaman” lâkabının verilmesi. 80 – 90 cilt kitabı, üç ayda bir defa ezberden tekrarlaması.

1900

İngiliz Müstemlekât Nazırı Gladiston’un gazetelerde çıkan konuşması ve Bediüzzaman’ın ruhunda meydana getirdiği feveran ve gayret.

1901

Tedristen Telife Geçiş

1905

Başit Dağındaki Kurt Hadisesi/28.Lema

1906

Mukaddemat-ı Nuriyye Başlaması

1907

Bediüzzaman’ın İstanbul’a, Şark’ta üniversite açtırmak niyetiyle gelmesi.

Kaldığı yerin kapısına “Her suale cevap verilir” levhasını asıp, âlimleri sual sormaya dâvet etmesi.Sultan II. Abdülhamid’e Şark’ta üniversite açtırmak için müracaatı.

1908

Her Suale Cevap Verilir İlanı/Şekerci Hanı/ Şubat- Japon Baş Kom. Suallerine cevap Vermesi, 2. Meşritiyetin İlanı/Temmuz

1909

Şeyh Bahid Efendi İle Muhaveresi 31 Mart Hadisesi/Nisan 31 Mart Hadisesi’nde Bediüzzaman’ın yatıştırıcılığı.

İsyan etmiş olan sekiz tabur askeri itaate getirmesi. Bediüzzaman’ın Divan-i Harb’e verilmesi.

1910

Aşiretlere, Müşrütiyet Hakkında Konfereans.Şam’a gelişi ve Câmi-i Emeviye’de muhteşem bir hutbe irad etmesi. Sultan Reşad’la beraber Rumeli seyahatine çıkması.

1910

İstanbul, İnebolu, Tiflis, Van

1911

Mart Seyahati: Bitlis, D.bakır, Urfa, Antep, Kilis, Halep, Şam, Beyrut, İzmir, İstanbul.

Haziran Seyahati: Selanik, Kosova, Selanik, İstanbul

1912

Medreset-üz Zehra Teklifinin kabulü

1913

Medreset-üz Zehra Şark üniversitesinin temelin atılması

1914

1.Cihan Harbinin Başlamsı/Ağustos

1915

Pasinler cephesinde harbe iştirak

1916

Ruslara esir Düşmesi

1917

Esaret Hayatı

1918

13 Ağustos 1918: Ordu-yu Humayun’un tavsiyesiyle Dâr-ül Hikmet’e âzâ oluşu.Enver Paşa’nın vazife teklifini kabul etmeyen Bediüzzaman’a, Harbiye Nezareti’nin ikramiye ve harp madalyası vermesi

1919

19 Nisan 1919: Bediüzzaman’ın Dâr-ül Hikmet’ten altı ay izne ayrılması.

Sultan Vahdeddin’in, Bediüzzaman’a “Mahreç” payesi vermesi.

Rüyada Meclisi Misalide Hitabe/Eylül

1920

ngiliz işgaline karşı Hutuvat-i Sitte’yi neşrederek mücadele etmesi.

Bediüzzaman’ın Anglikan Kilisesi’ne cevabı.

Bediüzzaman’ın, Kuvâ-yı Milliye’yi desteklemesi.

1921

Futuh-ul Gaybı Tefeülü

2. Said Devriminin Başlaması

1922

Yuşa Tepesinde İnziva

9 Kasım 1922: Bediüzzaman’a Ankara Meclis’te hoşâmedî yapılması.

1923

Meclis’te mebuslara hitaben 10 maddelik bir beyanname neşretmesi. İlk Zehirlenme Hadisesi, Yeğeni Abdurrahmanın Ayrılması

1925

Sürgünler Faslı/Şubat

1926

Mescidde Akrep Hadisesi/28.lema

Fitne-i Ahirzamanın En Karanlıklı zamanı 18.Lema

1928

Abdurrahman Nursi’nin Vefatı

1929

Hulusi Yahyagil’in Risalelerle Tanışması Dağda yılan Hadisesi 28.Lema

1932

Mu’cizeli Kur’anın Keşfi

Yıldızlarda görünen Harika Şehablar

1934

Üstad’ ın Barla’daki Mescidine Taarruz.

Barla’dan alınan Bediüzzaman’ın Isparta’ya getirilişi

1935

27 Nisan 1935: Dâhiliye Vekili Şükrü Kaya ve Jandarma Umum Kumandanı’nın askerî bir kıt’a ile Isparta’ya gitmesi ve Bediüzzaman’ın tevkif edilmesi. Tevkif edilen Bediüzzaman ve talebeleri’nin, muhakeme edilmek üzere Eskişehir’e götürülmesi.Binbaşı Asım Bey’in (R.H.) Vefatı

1936

27 Mart 1936: Tahliye edilen Bediüzzaman’ın, Kastamonu’da ikamete mecbur edilimesi.

Üç ay karakolda kalan Bediüzzaman’ın, karakol karşısında bir eve yerleştirilmesi

1939

2.Cihan Harbinin Başlangıcı /Eylül

1940

Mevlana Halid’in Cübbesinin Üstada Ulaşması

1942

Bediüzzaman’ı Gıybet Hadisesi

1943

27 Eylül 1943: Bediüzzaman’ın tevkif edilerek Çankırı yoluyla Ankara’ya getirilmesi

1944

15 Haziran 1944: Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Bediüzzaman’ın beraatını ilan
etmesi.Ağustos 1944 sonlarında Ankara’dan gelen emirle Bediüzzaman’ın
Emirdağ’da ikamete mecbur edilmesi.Hafız Ali’nin (R.H.) Vefatı

1946

Teksir Makinası Kullanılması, Cami den Meni.

1947

Hasan Feyzi (R.H.) Vefatı

1948

Emirdağ’da kış ortasında Bediüzzaman ve talebelerinin tevkif edilişi ve Afyon mahkemesine sevki.Afyon Mahkemesinin mevhum ve mesnetsiz iddialarla Bediüzzaman ve talebelerine mahkûmiyet kararı verişi ve temyiz.

1949

3. Said Devrinin Başlaması Halkın tezahüratına mâni olmak için Bediüzzaman’ın Afyon hapishanesinden gece yarısı tahliye edilmesi.

1950

Demokratların Kazanması, Genel Af İlanı

1951

Pakistan Maarif Vekili Ali Ekber Şah’ın Üstad’ı ziyareti – Zülfikar Risalesinin Papa’ya Gönderilmesi ve Cevap gelmesi (Vakitkan)/Şubat

1952

Gençlik Rehberi mahkemesinin ilk duruşması. 5 Mart 1952: Bediüzzaman’ın Gençlik Rehberi davasından beraatı

1953

Nisan 1953: Bediüzzaman’ın tekrar Emirdağ’a gidişi.

Mayıs 1953: Tekrar İstanbul’a giden Bediüzzaman’ın üç ay kadar İstanbul’da kalması.

Bediüzzaman’ın Patrik Athenagoras’la görüşmesi.

Onsekiz yıllık ayrılıktan sonra Barla’ya tekrar gidişi.

1954

Santral Sabri (R.H.) Vefatı

1956

23 Mayıs 1956: Sekiz senedir devam eden Afyon Mahkemesinde Risale-i Nurların
beraatı ve iade edilmesi.

1957

Isparta Tugay Cami’ine İlk harcı koyması Nur Risaleleri’nin ve bu arada Tarihçe-i Hayat’ın matbaalarda neşredilmesi.

1958

Şartkta, Erzurumda Üniversite Açıldı

1960

Ankarada son Ders

Mezarı açılan Bediüzzaman’ın naaşı, Şanlıurfa’daki mezarından çıkarılarak askerî bir uçakla bilinmeyen bir yere götürüldü.

Said-i Nursi Vecizeler

Risale-i Nurdan vecizeleri incelemek için tıklayın.